16 Temmuz 2009 Perşembe

Fifa 2009 yavaş oyun sorunu (Çözüm)

0 yorum

Fifa 2009 oyunu takılmalara sebep olduğu için beni çok uğraştırdı toplamda 5 günümü falan aldı sorun dediğim gibi oyun içinde görüntü akışının yavaşlaması sanki saniyede bir kare gösteriyor gibi takılmalara sebebiyet vermesiydi :(
İlk önce isohunt' tan rip sürüm çektim (rip by Skulptra) download bitince oyunu açtım çalışıyor (bu arada oyunu komşuya indirdik benim fifa gibi oyunlarla işim olmaz) komşum 2 saat sonra falan geldi oyun çalışmıyor bense kurulum dosyasını silmiştim ThePrateBay' dan başka bir sürüm çektim yine olmadı dayanamamış gitmiş korsan dvd sini almış hadi kurduk onu bu sefer de oyun içinde akıl almaz bir yavaşlama isohunt mu dersiniz thepiratebay mı dersiniz dolşmadığım torrent kalmadı yapışmadığım no cd dvd crack kalmadı zaten fifa 2009 un Reloaded no cd-dvd cracki yok
bunu da nerden çıkarıyorum blogumda da bağlantı verdğim gamecopyworld de yaptım ilk aramayı eğer Reloaded sürüm no cd-dvd yoksa orda zor yaynlanır.
Reloaded terimi hatasız no cd-dvd crackler için kullanılır Clone dvd terimi ise oyun içinde Bug lara rastlama ihtimali olan crackler için kullanılmaktadır aklınızda bulunsun oyunu download ediyorsanız Reloaded veya Razor olmasına dikkat edin...
Sonuç olarak oyuna yamalar da uyguladım ama fifa 2009 da yavaşlama sorunu bitmiyor :(
2* gb 667 mhz bellek core 2 duo işlemci ve palit 8500 gt akran kartı win 7 rc sürüm 64 bit var
bana sorarsanız fifa serilerini b.ktan olarak görürüm oynamaya değmez bile fifa 2000 den 2009 a ne değişmiş Pes daha iyi...
İnternette bulunan fifa 2009 a ait 3 crack var zaten.

Çözüm:

44.2 mblık no cd dvd cracki oyuna içine yapıştırın ama diğer alışılagelmiş yöntemler gibi değil orjnal exe ( orjinal exe register code isteyen) oyunun kurulum klasörü içinde dursun no cd-dvd cracki başka bir isimle yapıştırın ve oyuna öyle girin. bendeki sürümde Fifa 2009 mfc player gibi bir kısayol oluşturmuştu ben onun adını verdim.

Anasayfa
Fifa 2009 mega patch
Fifa 2009 no cd-dvd download

23 Haziran 2009 Salı

Airties RT-104 combo modemde port açmak(Resimli anlatım)

0 yorum

İlk olarak tarayıcımızın adres satırına yerel server adresimiz olan 192.168.1.1 yazıp enter tşuna basalım :)
Airtes RT-104 combo modemde port açmak için bizden istenen;
kullanıcı adı: admin ve şifre:ttnet (varsayılan) olarak girip Arties RT-104 combo modemimizin kontrol paneline ulaşalım.



Burdaki seçeneklerden Nat ve Port yönlendirme yolunu izleyelim işaretlerde görüldüğü gibi Nat etkin tık'ını koyup kaydet butonuna tıklayalım.


Airties RT-104 COMBO modemimizde nihayet istediğimiz yere girdik kural adı kısmına istediğiniz bir ismi girebilirsiniz ben p2p olarak adlandırdım.
İstemci adresi olarak tabi ki yerel ip numaramızı gireceğiz bunun için başlat çalıştır komutuna cmd ve komut satırına da ipconfig komutunu kullanarak istediğimiz adresi alacağız.
Benim ki 192.168.2.2 imiş bunu manuel olarak girdikten sonra ekle butonuna basıyorum.


ve airties rt-104 combo modemin portunu açmak için sayfadan ayrılmadan aşağıdaki (yani şimdiki resimde)
uygulama adı olarak yine p2p kullanyorum (isteğe bağlı) TCP portlarına 65350 port numarasını giriyorum fakat udp portlarına birşey girmiyoruz.
ekle butonuna tıkladıktan sonra kaydet butonuna basıyoruz.


ve son olarak port yönlendirme etkin (etkinleştir) tık'larını koyup son olarak kaydet butonuna tıklıyoruz.
Airties RT-104 combo modemde portumuz açıldı hayırlı olsun bol paylaşımlar...

15 Mayıs 2009 Cuma

İslamoğlu (Simav yöresinde yaşayan efeler)

0 yorum

Simav yöresinde yaşayan efeler...
İslamoğlu
Yöremizde İslamoğlu namıyla ün salmış olan Mustafa, 19. yüzyılın sonlarında Simav, Gediz, Uşak ve Kula dağlarında eşkiya olarak hüküm sürmüştür.
Babası, Simav'ın Orhanlar köyünden; annesi ise Şaphane'lidir. Hangi nedenle dağa çıktığı bilinmemekle birlikte, adaletsiz bir düzene başkaldırdığı bir gerçektir. İslamoğlu
İslamoğlu Mustafa, devleti uzun yıllar uğraştırır, hatta bir ara yakalanarak Kütahya hapishanesine kapatılır; ama burada fazla kalmaz ve bir yolunu bularak kaçar.
Aslanapa üzerinden dolaşarak Simav dağlarına gelir. İslamoğlu'nun hapishaneden kaçması ününe ün katar ve ilin bütün zaptiyelerinin peşine düşmesine neden olur.
Duyurular yapılır, başına ödüller konur ve böylece peşindeki insan sayısı artar da artar.
İslamoğlu birgün, Simav'ın Aksaz köyünün batısındaki Kör Deveco Deli Ali'nin erliğine iner. Burası orman kenarında mera-tarla karışımı bir yerdir.
Amacı, İhtiyaçlarını karşılayıp buradan çekip gitmektir; ama onu buraya sanki ölüm çekmiştir.
Kör Deveco Deli Ali, İslamoğlu'nu görür görmez tanır. Hemen tüfeğini doğrultarak peşpeşe ateşler. Gafil avlanan İslamoğlu, kurşunları yer yemez yere yıklarak can verir.
Böylece devlet büyükleri bir gaileden kurtulur, Kör Deveco Deli Ali de vilayet tahrir defterine İslamoğlu'nu yakalayıp vuran kişi olarak geçer.

Haber zaptiyelere tez ulaşır ve İslamoğlu'nun kellesi kesilerek Simav çarşısında günlerce teşhir edilir; ama Gedizlilerle bu teşhir yüzünden anlaşmazlık çıkar.
Kısacası İslamoğlu'nun kellesi paylaşılamaz. Devlet hiç olmazsa bu konuda adil davranır ve İslamoğlu'nun her iki kulağı kesilerek Simav ve Gediz'e verilir, kulaksız kelle de Kütahya'ya götürülür.
İslamoğlu'nun Ulucamii şadırvanına çivilenen kulağı, orada yıllarca durur; ta ki 1911 yangınında şadırvanla birlikte yanıncaya kadar.

İslamoğlu'nun ardından da şu türkü yakılır:

İslamoğlu derler benim adıma
Dayanılmaz ince bıçağımın tadına
Üç yüz atlı gelemiyor yanıma

N'olaydım da keşke teslim olaydım
Konak avlusuna kendim varaydım

İslamoğlu inip gelir inişten
Her yanları görünmüyor gümüşten
Vallah billah haberim yok bu işten

Ah Mustafa, her yanların yaralı
Beni vuran Kör Deveco Delali

İslamoğlu dağ başında yaslanır
Yağmur yağar al cepkeni ıslanır
Birgün olur deli gönül uslanır.

N'olaydım da keşke teslim olaydım
Simav konağına kendim varaydım.

İslamoğlu sarıçama dayandı
Kartopu dizlik al kanlara boyandı
Yörük kızı uykusundan uyandı.

Vurun çalın zeybekler der, İslamoğlu
Orduyu bozarım der, İslamoğlu

İslamoğlu derler benim bir adım
Tavlada bağlandı kır atım
Hasret kıyamete kaldı muradım.

N'olaydım da keşke teslim olaydım
Kütahya konağına kendim varaydım


Araştırmacı yazar Mehmet Bayrak'ın "Eşkiyalık ve Eşkiya Türküleri" adlı kitabında Simav yöresinde yaşamış diğer bazı eşkiyalarla birlikte İslamoğlu'na da yer verilmiştir.
İslamoğlu hakkında verilen bilgilerin bir bölümü, bizim yukarıda Asım Simav'dan aktardığımız bilgilerden oldukça farklıdır.
Bu nedenle adı geçen kitaptaki bilgileri aynen kitabımıza alıyoruz.
"İslamoğlu, öteki adıyla Can Mustafa, 19. yüzyılda yaşamış bir başkaldırıcıdır. Halk arasında tanınmış, sevilmiş ve adına türküler yakılmış bir yiğittir.
Kütahya ilinin Gediz ilçesine bağlı Şaphane bucağında doğmuştur.
İslamoğlu bucak okulunda okumuş, biraz da medrese öğrenimi görmüştür. S.Y. Ataman, İslamoğlu'nun başkaldırısı konusunda şu bilgileri veriyor.
"Musatafa, 18 yaşında öğrenimi ve yakışıklılığı ile bucağın en seçkin delikanlısıymış. Öyle ki bucak kızlarının tek gözdesiymiş.
O, köy içinde dolaşırken, kızlar dam başlarına çıkar, ona mani atarlarmış.
Birgün köyden birinin tavuğu kaybolmuş. Mustafa'yı çekemeyen köy delikanlıları, tavuğu Mustafa'nın çaldığını gördüklerini söyleyerek onu nahiye kadısına şikayet etmişler.
Yalancı şahitlik te yaparak Mustafa' yı mahkum ve hapis ettirmişler.
Suçsuz ve günahsız Mustafa, bu haksızlık karşısında düşmanlarından intikam almaya ahdederek, hapishaneden çıkar çıkmaz tüfeğini omzuna alarak dağa çıkmış.
Köy delikanlıları, Mustafa'yı kaçak diye bir tutanakla resmi makamlara ihbar etmişler. Bunun üzerine zaptiye müfrezesi Mustafa'yı izlemeye başlamış.
Zaptiyeler, Mustafa'nın köydeki ailesine de işkence yapmışlar.
Mustafa, ailesine yapılan bu zulüm karşısında teslim olmaya razı olmuş ve bu taktirde affedileceğini vadeden hükümet tarafından zincire vurularak hapse tıkılmış.
Mustafa, 1270 (M.1854) yılında Kütahya hapishanesinin duvarını delerek kaçıyor ve bu tarihten sonra da Mustafa artık eşkiyadır.
Zenginlerden alır, fakirlere verir. Irza ve namusa tecavüz edenleri cezalandırır. Fakir kızları çeyizlendirir. Kötülüğe ve haksızlığa karşı amansız bir mücadele açar.
Aydın, İçel ve Konya yörelerinde tam bir egemenlik kurar. (...)
İslamoğlu, 7 yıl süren maceralarının son zamanlarında, şekavetten vazgeçip emeli ile Gediz'in Orhanlar köyünde bir ev yaptırmış ve içinde oturmaya başlamış.
1284 (M.1868) yılında bu köyü kuşatan müfrezeler, İslamoğlu'nu sıkıştırarak teslim olmaya zorlamışlar.
Kuşatma çemberini yarıp geçmeye çalışan İslamoğlu, bu sırada kendisine ihanet eden Gökçe adındaki bir köylünün attığı kurşunla yaralanmış, bir ceviz ağacının ardına saklanarak son kurşununa kadar kendisini savunmuş, ancak kurşunlarının bitmesinin yüzünden aldığı yaralarla orada düşüp ölmüş.
İslamoğlu ölmüş, ancak geniş bir bölgede çok büyük bir üne kavuşmuştur. İslamoğlu, davul-zurna eşliğinde okunan birçok türküye konu olmuştur.
"Eşkiyalık ve Eşkiya Türküleri" adlı kitapta birbirine benzeyen yanları olmakla beraber dört değişik "İslamoğlu Türküsü" bulunmaktadır.
Biz yöremizde bilinen İslamoğlu türküsünü almakla yetiniyoruz ki bu türkünün de diğerlerinden farklı yanları bulunmaktadır.
İslamoğlu türkülerinin çokluğu, içeriklerindeki farklılıklar, İslamoğlu'nun ne kadar geniş halk kitlelerine mal olduğunun bir kanıtıdır.
Bu birbirinden farklı türküler ve öyküler, onun yaşamıyla ilgili birçok yakıştırma olduğunu göstermekte; başka eşkiyalık olaylarının da onunla ilişkilendirildiğini düşündürmektedir.

Anasayfa
Simav yöresinde yaşayan efelerden İslamoğlu türküsünü indirmek için tıklayın
kaynak kitap: "Doğası Tarihi ve Folkloruyla Simav"

Kadir efe (Simav yöresinde yaşayan efeler)

0 yorum

Simav yöresinde yaşayan ünlü zeybekler ve öyküleri...

Kirli Kadir efe

Büyük olasılıkla 1860-1912 yılları arasında yaşayan Kirli Kadir efenin hangi nedenle dağa çıktığı bilinmemektedir.
Yalnız Çakıcı Mehmet Efe'ye kızanlık yaptığı; onun affedilip düze inmesiyle de memleketi olan Simav'a döndüğü bilinmektedir.
Ayrıca efeyi ünlü kılan bir başka husus da krndi adını taşıyan türküsü ve merhemidir

Doğadaki çeşitli bitki kökleriyle yağlı tohumların karışımından yapılan Kirli Kadir Efe merhemi yörede genellikle bıçak ve kurşun yarasının tedavisinde yakın zamana kadar kullanılmıştır.
Kirli Kadir Efe'yi unutulmaz kılan ikinci husus ise adını taşıyan ünlü zeybek oyunudur. Bu oyun Simav'ın her milli gününde, düğün ve yaren toplantılarında oynanır ve Efe sık sık yad edilir.

Kirli Kadir Efe, Çakıcı'nın kızanı olduğundan genellikle Aydın ile Simav dağlarını mesken tutmuştur.
Çakıcı rakibi olan Kamalı Efe'yi öldürünce Aydın yöresinden bir süreliğine uzaklaşması gerekir. İşte bu sırada Çakıcı Mehmet Efe, Kirli Kadir Efe tarafından Simav'a getirilerek Eğrigöz dağında saklanır.
Çakıcı'nın saklandığı bu yere bugünde Çakıcı yaylası denmektedir.

Kirli Kadir Efe'nin, 1908'de ikinci meşrutiyetin ilanıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak Simav'a döndüğünü görmekteyiz.
Efe, artık yaşlanmış, dağların çetin şartlarında yaşaması zorlaşmıştır. Şimdi sakin bir hayatla ömrünü noktalamak istemektedir.
Efe, Simav'a dönünce hemen Köremiro Yaren'ine girer. O devirlerde Simav yarenleri, mayısın ilk haftasında dağa çıkarlardı.
Gündüzleri işinde gücünde olan yaren üyeleri, akşam olunca Simav Dağı'nda kurdukları kampta yerler içerlerdi.
Dağdaki bu yeme içme masrafları için "herefene" toplanır, her yaren üyesi hisesine düşeni öderdi.
Kirli Kadir Efe'nin de içinde bulunduğu Köremiro Yareni'nde herefene toplanırken; Ağdacı Ali Ağa, herefene parası yerine evin çamaşır kazanıyla karısının altın küpelerini getirip yarenbaşına verir.

Bu durum Efe'nin canını sıkar ve yarenbaşından söz alarak:

-- Arkadaşımızın evinin kazanını ve karısının küpelerini yarene getirmesi bizleri kçük düşürür. Töremize göre; işi bozulanlara yardım etmek adettendir.
Fakat yarenbaşı işine karışılmasından hoşlanmaz ve Efe'ye hakaret eder. Kirli Kadir Efe'de:
---Köremiro Köremiro! beni tekrar dağa çıkartma der.
Yarenin diğer yaşlıları da Efe'yi haklı bulurlar ve Köremiro yarenbaşılıktan ayrılarak yerine Garip Emin Ağa yarenbaşı olur.
Bu olaydan sonra fazla yaşamayan Kadir Efe, aynı yarende yarenbaşılık da yaptıktan sonra eceliyle ölür.
Simav folklorunun en çok tanınan türkülerinden biri olan Kadir Efe türküs, 1947 yılında Asım Simav tarafından ünlü derleyici Muzaffer Sarısözen'e verilerek notaya geçirilir ve radyoda çalınıp söylenir.

Türkü

Delhadır Başı'ndayım
Simav'ın kaşındayım
Bana da Kadie Efe derler
Zeybekler başındayım

Dumanlı dağlar
Karagözlüm ardımdan ağlar

Cezvenin sapı yeşil
Şekerli kahve pişir
Bugün baskın basanın
Akılın başına devşir

Dumanlı dağlar
Karagözlüm ardımdan ağlar

Karşıyaka'dan indin mi?
Çalıdibine sindin mi?
Bana da Kadir Efe derler
Yarenini bildin mi?

Olamaz olamaz gayrı
Kadir Efe tutulmaz gayrı.

Efem armut yer misin?
Dünyalarda bir misin?
Kahvelerde saz çalan
Kadir Efe sen misin?

Dumanlı dağlar
Karagözlüm ardımdan ağlar.

Anasayfa
Simav yöresinde yaşayan efelerden 'Kadir efe'nin türküsünü indirmek için tıklayın
kaynak kitap: "Doğası Tarihi ve Folkloruyla Simav"

Naşa'lı Ahmet efe (Simav yöresinde yaşayan efeler)

0 yorum

Simav ve yöresinde yaşayan efeler...
Naşalı Ahmet Efe

Yirminci yüzyılın başlarında Simav'ın Naşa köyünden Ahmet isimli bir genç, normal süresinden çok daha fazla süren askerliği bitmeyince, birlik komutanıyla tartışır ve onu vurarak askerlikten firar eder.
Naşalı Ahmet, daha önce memleketine izinli olarak geldiğinde bir kızla nişanlanır. İşte bu yüzden de dönüp dolaşıp memleketine gelmek zorunda kalır.

Naşalı Ahmet'in artık Simav dağları yeni mekanıdır. Ahmet özellikle Gediz ile Simav arasındaki dağlarda dolaşır; zaman zaman da Gediz pazarında görüldüğü gibi kendi köyü Naşa'da da nişanlısına uğrar.
Naşalı Ahmet, yörede artık namını yürütmekte, çıkan pek çok anlaşmazlığı krndi yöntemleriyle çözdüğünden adı, Naşalı Ahmet Efe olarak tescil edilmektedir.
Devlet otoritesinin bir asker kaçağı tarafından sarsılması, devleti nihayet harekete geçirir.
Hisarköylü Şalgamlar, padişahın yörede güvenliği sağlamakla görevlendirdiği kişilerdir. Bu yüzden Naşalı Ahmet'i takip işi de Şalgamoğulları'na verilir.
Naşalı Ahmet Efe'nin Akdağ Yaylası'nda olduğu haberi Şalgamlara gelince; İsmail ve Ali ağalar iz sürerek Akdağ'ın Turnacık Yaylası'nda Ahmet Efe yi Çepni ile yemek yerken bulurlar.
Karşılaşma ani olduğundan her iki taraf da dikkatlidir.
Ahmet Efe üstüne gelen konukları yemeğe davet eder. Ali ve İsmail ağalar yemeğe otururlar ama hava hayli gergindir.

Lokmalar adeta boğazlarda dizilir, etrafta ürkütücü bir sessizlik vardır.
Naşalı Ahmet Efe ile arkadaşı Çepni, ne kadar belli etmemeye çalışsalarda tedirginlikleri her hallerinden bellidir.
Şalgamlarda fırsat kollamakta, martinler kucakta, parmaklarda her an tetiğe basacakmış gibi hazırdır.
Sofrada İsmail Ağa, sağ tarafa oturmuş; tüfeğini de Efe'nin böğrüne çevirmiştir. Bu duruma karşılık Efe'nin tüfeği de Ali Ağa'ya dönüktür.
Bir ufak hareket ortalığı kan gölüne çevirecktir.
Sofradakiler yemek mi yiyorlar, ağı mı içiyorlar belli değildir. Sonunda yemek biter ve ayağa kalkılır. Tam ayağa kalktıları sırada iri kıyım İsmail Ağa Efe'yi arkadan kucaklar.
Efe, neye uğradığını anlamadan bir de ayağı çadır ipine takılınca her ikisi de yere yuvarlanır. Ali Ağa ise bu sırada Çepni'nin silahını alarak onu etkisiz hale getirir ve sonra da tüfeğini Efe'ye doğrultur.
İş bitmiştir, Efe'yi bağlayarak zaptiyelerin gelmesini beklerler. Turnacık Yaylası'na gelen Kör Mülazım komutasındaki müfreze, Ahmet Efe'yi sorgusuz sualsiz kurşuna dizer.
İsmail Ağa Efe'nin kurşuna dizilmesine karşı koymak istese de Çavuş Uzunalo Deli Ahmet'e engel olamaz. Efe'nin hemen oracıkta kafası kesilir ve Kütahya'ya yollanır; vücudu ise Turnacık Yaylası'na gömülür.

Naşalı Ahmet Efe'nin arkasından şu Türkü yakılır:

Asarköy'den çıktım başım selamet
Akdağ Yaylası'nda koptu kıyamet.
Beni de vuran Uzunalo Delahmet

Yaylalara çıkıp yaylayamadım
Sevdiğimle gönül eyleyemedim
Ne diyeyim ay Ahmet, Allah'tan oldu
Bizim kavuşmamız mahşere kaldı.

Martinimi atamadan kırıldı
İsmel Ağa, dal boynuma sarıldı
Kör Mülazım, vurun diye bağırdı.

Yaylalara çıkıp yaylayamadım
Sevdiğimle gönül eyleyemedim
Ne diyeyim ay Ahmet, Allah'tan oldu
Bizim kavuşmamız mahşere kaldı.

Gediz pazarıdır benim pazarım
Akdağ Yaylası'nda kaldı mezarım
Sağ olaydım da yaylalarda gezeydim.

Yaylalara çıkıp yaylayamadım
Sevdiğimle gönül eyleyemedim
Ne diyeyim ay Ahmet, Allah'tan oldu
Bizim de kavuşmamız mahşere kaldı.

Anasayfa
Simav yöresinde yaşayan efelerden Naşalı Ahmet efe türküsünü indirmek için tıklayın
kaynak kitap: "Doğası Tarihi ve Folkloruyla Simav"
 
HTML|CSS